25.06.2009

Fotoğrafta Kompozisyon


"Ayrı ayrı parçalardan birleştirme yoluyla dengeli ve düzenli bir bütün oluşturma işidir." (ML) Fotograf'da Kompozisyon "Kare içindeki konuları göze hoş gelecek şekilde seçmek ve düzenleme" işidir.Sonuç olarak kompozisyon bir iştir. İşin güzel olması demek fotografta verilmek istenen mesajın yerini bulması ve fotografın akılda kalıcılığını artırması demektir.
Kısacası Kompozisyon;
Fotografa vermek istediğimiz anlamı kimsenin yardımı olmadan bakan gözlerin kolay anlamasını ve akılda kalmasını sağlayan tekniklerdir.

Belirginlik
Fotografın mesajını en okunaklı biçimde ortaya koymasıdır. Okunaklı bir görüntü elde edebilmek ve fotografın biçimini oluşturabilmek için aşağıdaki özelliklerde olması gerekir.
Kritik an : Her hareketin saptanacağı bir kritik an vardır. Bu an başlangıçta, ortasında veya bitiminde olabilir. Örneğin; Yüz metre koşucularının start çizgisinden fırlayışları hareketin başlangıcıdır. Oduncunun havadaki baltası hareketin ortasıdır. Dalgaların kayalara çarpıp dönüş anı ise sürekli hareketin sonudur.

Bakış Yönü : Konudaki değişmenin izlenebildiği yönden bakılmalı. Örneğin : Çamaşır yıkayan kadının yandan veya arkadan çekilen fotografları önden çekilen fotografa göre daha az belirgin olur.

Bakış Yüksekliği : Bir işle uğraşan kişinin işini ve kendisini gösterecek yükseklikte olmalı. Örneğin ; Prinç ayıklayan birisinin alttan çekmemek gibi ya da sokakta "Yağ satarım bal satarım" oynayan çocukları çekerken dairesel dizilişi mendili ve ebe'yi gösterecek yüksek bir noktadan çekmek gibi..

Bakış uzaklığı : Konu çerceveyi yeterince doldurmalıdır. Normal objektifle 100 metreden çekilen balıkçıların ne yaptıklarını kestirmek zordur.

Sadelik
Fotografı mümkün olduğunca az elemanla anlatmaya çalışmaktır. Fotografı sadeleştirmek ve ilgi merkezini artırmak için karmaşık olmayan bir fon seçilmeli ve konuya yaklaşarak fotografın anlamını bozmayacak ilgisiz nesneleri fotograf karesinden çıkarılmalı. Sadeliğin her zaman hatta her konuda birşeyleri anlatmanın en iyi yolu olduğunu hiç aklımızdan çıkarmayalım.

1/3 Kuralı veya Oranlar
Fotografı çekmeden önce fotograf karesini yatay ve dikey olarak üçe bölünmesi sonucu çizgilerin kesim noktaları fotografın ilgi merkezinin yerleştirilebileceği yerleri gösterir. Bu noktalara altın noktalarda denir.

Çizgiler
Fotografta diyagonal çizgiler yön belirtmek için kullanılır. Tekrarlayan çizgiler de bakan gözlerin dikkatini fotografın ilgi merkezine çekmek için kullanılır. Bunun yanında çizgilerin çeşitli anlamları vardır.

* Düz çizgiler hareketsiz çizgilerdir. Düz çizgilere bakan göz hiç bir kırılmaya, iniş çıkışa, dalgalanmaya takılmadığından durgunluk, durulma, yerleşme etkisi verir. Düz çizgiler, dikey ve yatay olarak doksan derecelik açı prensibi üstüne kurulmuşsa yerleşme ve hareketsizlik duygusunu daha da kuvetlendirir. Sakin rüzgarsız, çalkantısız bir havada toprak üstündeki ağaçlar doğanın durdunluk duygusunu verdiklerinden insanları rahatlatır.

* Toprak üstünden yukarıya, gökyüzüne doğru yükselen çizgiler, hayat canlılık duygusunu uyandırır. Örneğin ağaç filizleri toprak üstünden gökyüzüne yönelmek ister veya insanlar sevincini belirtmek için kollarını havaya kaldırır. Tam tersi toprak üstünden aşağıya toprak içlerine düşen çizgiler bitkinlik, cansızlık, ölümlülük duygusunu uyandırır. Salkım söğütün uyandırdığı melankoli duygusu dalların aşağıya doğru olmasından kaynaklanır.

* Düz çizgileri özetleyecek olursak; Yukarıya yönelen çizgiler canlılık, mutluluk, hayat duygusu uyandırırken aşağı doğru inenlerin kader, ikisinin ortası olan yatay çizgiler durgunluk etkisi uyandırır. Düz çizgilerin sağa veya sola yatması hareketleri kıpırdanma duygusuna yol açar.



* Eğri çizgiler 'in eğrilikleri artıkça, dinamizm ve hareket duygusunuda beraberinde artırır. Eğri çizgilerin egemen oldukları herhangi bir alana bakan göz, yaşamın, sevginin ve kaynaşma duygularının etkisinde kalır. Bir çizgi ne kadar eğilip bükülürse tıpkı deniz dalgaları gibi canlılık duygusunu da o kadar artırır.



* Kırık çizgiler : Karmaşa ve boşalma duygusu uyandırır.



Denge
Birbirini tamamlayan şekil, renk ya da aydınlık veya karanlık alanların göze hoş gelecek şekilde ayarlanmasıdır. Denge simetrik veya asimetrik olabilir.


Persfektif ve Derinlik
Fotograf da giderek bir birine yaklaşan çizgiler (doğrusal persfektif) yada giderek küçülen cisimler (hacimsel persfektif) fotografa üçüncü boyut katar. Fotograf karesindeki ön plandaki cisimlerin abartılı büyüklükleri ya da arka planın önünü kapamasıda fotografa derinlik verir. Kısa odak uzaklığına sahip objektifler fotograf içindeki nesneleri birbirinden uzaklaştırarak derinlik duygusunu pekiştirir. Uzun odaklı objektiflerde yakındaki ve uzaktaki nesneleri birbirine yakınlaştırarak fotograftaki derinliği azaltır. Fotografdaki derinliği etkileyen unsurlardan birisi de diyafram açıklığıdır. Kısık diyafram açıklığı alan derinliğini artıracağı için fotografdaki net alanlar daha fazla olacağından derinlik artar. Açık diyafram açıklığı alan derinliğini azaltacağı için fotografta net alan azalacak ve derinlik azalacaktır.

Hareket
Fotograf daki hareketi vurgulamak için çeşitli yöntemler vardır. Bunların en başında düşük örtücü hızında çekilmiş fotograflar daki uzamış görüntülerdir. Fotograf daki yüksek kontrast, ufuk çizgisinin açısı, tekrar eden konular, yuvarlak hatlar da fotograf hareket duygusu vermek için kullanılırlar.

İlgi Merkezi
Çektiğimiz fotografın ilk görevi bakan gözlerin fotograf içinde dolaşmadan veya çok kısa bir gezinti sonunda fotografın ilgi merkezine gitmesini sağlamaktır. İlgi merkezi yani fotografı çekmemizin gerektiren herşey olabilir. Fotografdaki ilgi merkezi fotograf karesi içinde herhangi bir yere yerleştirilebileceği söylenir. Yine de 1/3 kuralınıda unutmamak gerekir. İlgi merkezinin ortada olduğu durumlarda iyi sonuç veren konuların bina, heykel, gün doğumu veya batımındaki güneş ve dağ fotografları olduğu söylenir. Fotografa bakış yönü ve ilgi merkezinin doğru orantılı olduğu da söylenir. Yani soldan sağa doğru okuyor aynı zamanda yazan insanların fotografı da soldan sağa doğru okunduğu söylenir. Bu bakımdan ilgi merkezinin solda olması beklenir. Bu görüş sağdan sola doğru okuyanlar insanlar için de geçerli olacağından ikilem yarattığı için pek tutulmaz ama yinede aklınızda bulunsun. Genelde fotografa sol alt köşeden girildiği ve üst kısımlardan çıkıldığı görüşü hakimdir.

Tekrarlar
Arka arkaya gelen benzer nesneler fotografta ritm duygusunu artırır. Bu yüzden ritmi bozan nesneleri fotograf karesinden çıkarmak gerekir.

Simetri
Fotografa simetri özelliği katılacaksa; diğerinin aynı alan ikinci yarı, aynı şeyleri anlatmak yerine yeni şeyler anlatmalıdır.

Boyutların Etkisi
Yatay dikdörtgen boyutlar dengeli ve sakin bir duygu verirken, dikey konumda güç ifade ederler. Kare boyutlar derli toplu konulara daha uygundur.

Kompozisyon bölümü ; Çoğunlukla Prof. Sabit KALFAGİL'in "Fotograf Sanatında Kompozisyon" kitabından (izin alınarak) derlenmiştir.

Kaynak:Fotograf.net

18.01.2009

Makro (Yakın) Çekim

Makro çekim olarak da adlandırılan yakın çekimler için uzun odaklı objektiflere ya da close-up, konvektör gibi yardımcı malzemelere ihtiyacımız var.Çünkü 35 mmlik fotoğraf makineleri aldığımızda bunlarla birlikte genellikle 50 mmlik normal açılı objektifler verilir.Bu objektifin görüş açısı 45 derece civarındadır.Bu objektiflerle konuya 45-50 cmden daha fazla yaklaşmak mümkün değildir.Eğer yaklaşırsak konunun netliğini sağlayamayız.Oysa tele objektifler aynı mesafeden konunun daha az (ayrıntıyı) bir bölümünün film üzerine düşmesini sağlar.Konuya daha fazla yaklaşarak ayrıntıların fotoğraflarını çekmek için tele veya zoom objektifler kullanılır.Yakın çekimlerde,alan derinliği çok kısıtlıdır çünkü dar açılı objektif ve konuya yaklaşma alan derinliğini azaltır.Bu özelliklerin yanında birde açık diyafram tercih edildiğinde alan derinliği bazen santimlerle ifade edilecek kadar azalır.Alan derinliğinin azalması, konunun can alıcı yerinin net, geri planın tamamen flu olması fotoğrafa ayrı bir anlatım zenginliği katar. Böylece ana konu çevresinden ayrılıp ön plana çıkar.Yakın çekimlerde, doğru noktanın seçilerek netlik ayarının yapılması gereklidir.Netliği etkileyen diğer önemli bir nokta ise,dar açılı objektiflerin ağırlıklarından ve uzunluklarından dolayı titremeye müsait olmaları ve konunun hareket halinde olmasıdır.Örneğin bahar aylarında yeni açmış bir gelinciğin fotoğrafını çekerken bir taraftan rüzgar gelinciği hareket ettirirken diğer taraftan rüzgar makinemizin sağlanmasına neden olabilir.Bu durumlarda en uygun çekim zamanın rüzgarın en az olduğu sabah saatlerinin tercih edilmesi ve çekimde tripod kullanmaktır.Diğer bir yöntem ise çiçeğin arkasına siyah bir karton yerleştirerek fon etkisi yaratmak ve çiçeğin yapraklarını ince siyah iple bağlamaktır.Balık gözü(Fish Eye) objektiflerle yakın plandan çekilen fotoğraflar objede perspektif kaymaları yapacaklarından değişik görüntüler elde edilmek için kullanılabilirler.Neticede tripod olmadan makro çekim yapmayı tavsiye etmiyorum.

Poz/Pozlama Telafisi

Pozlama telafisi özelliği, otomatik pozlamada kameranın belirlediği değerleri artırıp azaltma işine yarar. Özellikle konu ile çevresi arasında zıtlık (aydınlık/karanlık) olduğu durumlarda kullanışlıdır. Örneğin deniz kenarında, karda ya da gölge de ışık kaynağı pozometreyi yanıltarak çekilen fotoğrafın istenenden daha koyu veya aydınlık çıkmasına sebep olabilir. Bu gibi durumlarda EV değerleri değiştirilerek pozometre yanılma payı düzeltebilir, çekilen karenin biraz daha aydınlık ya da koyu çıkması sağlanabilir. Örneğin karda çekimde +pozlama yapılarak beyaza beyaz katılır ve kar örtüsünün koyu tonlarda çıkması önlenir. Çünkü fotoğraf makinelerinin pozometreleri %18 gri tonlara göre üretilmişlerdir.Pozlama telafisi makinenin önerdiği poz değerini + yönde (daha parlak, yüksek pozlama) veya - yönde (daha karanlık, eksik pozlama) değiştirmenizi sağlar. Bunu yaparken bulunduğunuz çekim moduna göre diyaframı, obtüratör hızını veya her ikisini birden değiştirir. Ancak burada tüm kombinasyonlarda aynı pozlama elde edilir. Manuel olarak ayarlanamayan makinelerde dahi bu özellik bulunabilmektedir ve fotoğrafçının ISO-diyafram-enstantane ilişkisini bilmese bile optimum pozlamayı elde etmesine olanak sağlar.Örneğin eğer ışık yeterliyse portreyi daha aydınlık çekmek için diyaframı açacaktır. Tabii bunu yaparken sınır objektifin maksimum diyafram açıklığı olacaktır. Pozlama telafisi makinelerin teknik özelliklerine göre +2 ila -2, +3 ila -3 veya +5 ila -5 arasında gibi EV (Exposure Value= Poz Değeri) değeri arasında pozu değiştirmenizi sağlar. Makine sınırlarına gelip de pozu telafi edemediği koşulda yanıp sönen rakamlar veya değerleri kırmızı göstermek gibi uyarılar verir. Sadece siyah beyaz değil renkli çekimde de kullanabilirsiniz.

Kaynak:FotoKritik/Mehmet Oğuz

Zoom In/Out Tekniği


Öncelikle şunu söylemek gerekirse bu tekniği kompakt makinelerde uygulamak zor ve sakıncalıdır.Çünkü yapılan hareket ile objektif hava pompası gibi hareket eder ve CCD/CMOS üzerine toz yapışmasına neden olur ve temizlenmesi ancak servisi tarafından yapılabilir,dikkat etmekte fayda var.Ayrıca kompakt makineler ileri-geri hareket edebilen objektife sahip olmadıkları için bu teknik çok zor uygulanır.Yapılabilecek şey makineyi bir ray ya da elinizde öne doğru ileri hareket ettirip uzun pozlamanızdır ki bu; ileri derece bir titreme ve net olmayan bir sonuç teşkil eder.

Gelelim bu tekniğin nasıl uygulandığına.. Çekim öncesi ayarlamalarda Manuel mod seçilmeli, uzun süreli obtürator hızı ve kapalı diyafram tercih etmelisiniz. Örnek vermek gerekirse f22 ile 60 veya 30 obtüratör hızı ışık şartlarına uygunsa, zoom objektifinizi en geniş halinde netleyin, deklanşöre basarken hızla tele konumuna (yani kendinize doru) çekiniz, bu işlemde obtüratör hızı ne kadar düşükse (30 veya 15)o kadar iyi,makineyi pek sallamadan ve deklaşöre basmanız ile geri zoom hareketini aynı anda yapmalısınız.Manuel ayar haricinde Tv(Enstantane Öncelikli) mod da bu uygulama için uygun olabilir,ama tabiki diyaframı bu modda makine otomatik ayarladığı için Manuel moddaki gibi sonuçlar alamayabilirsiniz.Bu teknikte en önemli uygulamalardan birisi de "Işık Patlaması"dır.Bunun önüne geçebilmek için pozlama telafiyi -2 değerinde tutabilirsiniz.Işığa göre bunu kendiniz ayarlamalısınız.
Ayrıca bu tekniği Photoshop gibi bir düzenleyici ile dilediğiniz fotoğrafa uygulayabilirsiniz.Fotoğrafı PS'de açın,

Filter>Blur>Radial Blur>Zoom>Best seçin.Hepsi bu!
Ancak şunu unutmamak gerekir;teknik kullanılarak kendi çekiminizden aldığınız haz,hiçbir fotoğraf düzenleyici programda yapılan müdahalelerle oluşturulan çalışmalardan aldığınız zevke benzemez.Işığınız bol olsun..

10.01.2009

Pan Yapma ve Hareketin Dondurulması

Pan yapma:
Enstantaneyi yaratıcı bir şekilde kullanmanın başka bir yolu da “pan yapma”, yani obtüratör açıkken fotoğraf makinesini hareket ettirmektir. Bunu yapmak için, 1/30 ya da 1/60 saniyelik bir enstantane seçin ve pozlandırma yaparken konuyu makinenize göre aynı konumda tutmaya çalışarak konunun hareketini makineyle izleyin. Hareket eden konu net görünecek; ama, bütün hareketsiz nesneler (arka plan gibi) bulanık olacaktır.

Hareketin dondurulması:
Fotoğraf makinesiyle hareketin dondurulması için başvurulan iki yöntem vardır. Bunlardan biri, ani yoğun ışık veren flaş kullanımı; diğeri, hızlı bir enstantane kullanımıdır.
Hareket yönü: Hareketi dondurmak için gerekli enstante, konunuzun makinenize göre hareket yönüne de bağlıdıdr. Örneğin, makinenin tam üstüne doğru gelen ya da makineden uzaklaşan süratli bir otomobilin hareketi, objektifin görüş alanına paralel olarak yapılan bir hareket için gerekenden çok daha yavaş bir enstantaneyle dondurulabilir. Ayrıca, bir nesnenin hareketini yakalamak için, nesne fotoğraf makinesine ne kadar yakınsa, o kadar yüksek bir enstantaneye gerek vardır.Daha fazla bilgi için sitedeki Enstantane yazısına ve tavsiye edilenlerden Foto Atölye'ye bakabilirsiniz.

8.01.2009

HDR Tekniğinin Uygulanması

HDR 3 veya daha fazla karenin özel bir programla birleştirilmesi sonucu oluşturulmaktadır.Tek karedende (RAW olmak şartıyla) HDR yapılabilir. Standard olan 3 kare ile HDR yapmakdır. 3 kare -2 , 0 , +2 pozlama değerine göre alınır. Işığın şiddetine ve karanlık yüzeylerin algılanabilmesine göre birer stop � veya + pozlama ilaveleriyle çekim devam ettirilir. Aşağıda takip edilecek sıra belirtilmiştir:

1) Tripod kurulur ve makina üzerine sabitlenir
2) Kablo deklanşör veya kumanda hazır hale getirilir
3) Ortamın ışığına göre enstantane ve duruma göre diyafram ayarı yapılır. ( Diyafram her ayrıntıyı net almak istersek rakamsal olarak yüksek değere alınır, belirli bir noktayı net diğerlerini flu yapmak için ise rakamsal olarak düşük bir değer alınır.)
4) Otomatik netleme yapılır ve makina Manuel netlemeye alınır. ( Manuel netleme yapmayan makinalar ototomatik ayarı kullanmaya devam etsin.)
5) HDR nin baş derdi noise olduğu için ISO mümkün olan endüşük değere alınır.( ISO 100 gibi) 6) Bracket kontol olan makinalarda -2 , 0 , +2 pozlama yapacak şekilde 3'lü Bracket'e alınır ve 3 kare çekim peşpeşe gerçekleştirilir.
7) Bracketsiz çekimde enstantane el ile ayarlanır. İlk kare 0 (sıfır) pozlamada, diğer iki kare -2 ve +2 poz değerinde çekilir.
8) Eğer -2 stop aşağıda gerçekleştirdiğimiz pozlama karanlık noktaları hala aydınlatmadıysa birer stop daha düşürerek en karanlık noktanında rahat görülebilir olması sağlanır.Bu kural +2 stop pozlamada en aydınlık nokta içinde geçerli olup birer stop daha artırılarak çekim yapılır. HDR sadece 3 kareden müteşekkil olmayıp 5 veya daha fazla kare çekimlede gerçekleştirilebilir. 9) Çekimler en iyi sonucu alabilmek için RAW formatında olması tercih sebebidir. Eğer DFM'nizde RAW formatı yoksa JPEG çekimde uygulanabilir.

HDR İşleme :
3 veya daha fazla kare çekim gerçekleştirildikten sonra sıra geldi bu fotoğrafları dijital ortamda birleştirmeye. Bunun için piyasada en fazla tercih edilen ve kolay kullanımıyla göz dolduran Photmatix Pro'yu anlatmak istiyorum. Photomatix Pro ile tek kareden 3, 5 veya 9 kare gibi çekimlere kadar HDR yapmak mümkün. Tek kare HDR sadece RAW formatını desteklemekte olup aşırı noise oluşturduğu için tercih edilmemektedir. İşlem sırasına göre işleme şöyle gerçekleşmekte ;

1) Photomatix Pro (http://www.hdrsoft.com/) programını açın.
2) JPEG formatındaki fotoğraflar için FILE > Open seçeneklerinden, RAW formatı için ise HDR > Generate seçeneklerinden yükleme yapabilirsiniz.
3) Her iki açma metodunda karşımıza Browse ( gözat) seçeneği çıkacak ve buradan HDR yapmak istediğimiz fotoğrafları seçerek OK tuşuyla onaylarız .

4) Photomatix seçilen kareleri bir kaç dakika içersinde birleştirmeye başlayacak.Birleştirme bittiğinde HDR formatında bir kare karşımıza çıkacaktır.

Ham olan bu HDR kare sizi şaşırtabilir. Asıl konu Tone Mapping ile ince işleme.Üst menüden HDR > Tone Mapping seçildiğinde karşımıza Tone Mapping bölümü gelecektir Bu bölümdeki ayarlar çok dikkatli yapılmalı ki sonucunuz iyi çıksın. En ideal ayar metodu Detail Enhancer seçeneğidir.Bu seçenekdeki ayarlar ile ilgili düğmeleri sırasıyla açıklayalım:

Strenght : HDR'nin gücünü ve ana kontrastını ayarlamak için kullanılır.
Color Stauration: RGB Renk doygunluğunu ayarlama
Light Smoothing : Işık sapmalarını yumuşatma. ( keskinliğede etki edecektir unutmayalım)
Luminosity : Ana ışık şiddetini ayarlama, gölge kısımları dengeleme

Micro-contrast : Detayları vurgulamak için kontrastı ayarlama

Micro Smoothing : HDR esnasında oluşan noise'ları düzenleme ve detayları dengeleme

White Clip : Beyaz kırpma , beyaz dengesini düzenleme

Black Clip : Siyah kırpma, siyah dengesini düzenleme

Ayarlar dengeli bir şekilde ve aşırıya kaçmadan yapılarak OK butonuna basılır ve FILE > Save as ile istenilen bir yere fotoğrafımız JPEG formatında kaydedilir. Photomatix programında yapılan HDR lerde kahverengi veya mavi ton ağırlıklı bir sonuç elde edilmektedir.Zamanla HDR programları bu hataları düzeltecektir elbette ama biz bu küçük hataları Photoshop'da renk filtreleri veya Selective Color seçeneği ile düzeltebiliriz. Bu düzeltme en iyi sonucu elde etmek için gereklidir. Bir hatırlatma daha, renk doygunluğu Photmatixde maksimum verilmemeli, düşük seviyede tutulup sonradan PS'de Saturation ile oynamak daha iyi netice verecektir. Tone Mapping de yapılan bariz hatalar ise Light Smoothing, Micro Contrast ve Strenghtin aşırı uçlarda kullanılması sonucu oluşan renk sapmaları ve hatlarda oluşan kontür izleridir. Bunlardan mümkün olduğunca kaçınmalı ve dengeli bir ayar kullanmalıyız.Örneğin bir bina ve gök yüzü düşünün. Gökyüzünde bulutlar kararmış ama binaya yakın kısımlarında beyaz bir şerit hakim. İşte size bariz bir hata. Gökyüzü tonlamada yapılan ayarlama ile yumuşak bir geçişe sahip olmalıdır. Ve Black Clip'e aşırı yüklenmeyip gereksiz kararmalardan kaçınılmalıdır. Aşırı tonlamadan herzaman kaçınmalıyız. Bu tür etkiler fotoğrafın değerini öldürmektedir.Profesyonel kişilerin yerli veya yabancı sitelerde çok güzel örnek HDR fotoğraflarını bulabilir ve bunları inceleyerek kendinize bir yol çizebilirsiniz.

Photoshop İçin HDR Uygulaması:
CS2 veya sonrasını kullanıyorsanız işiniz daha kolay. Ancak profesyoneller daha çok Photomatix kullanıyor bu uygulama için.
-File / Dosya menüsünde Automate seçin. Karşınıza merge to HDR çıkacak. Bireştirilecek fotoğrafları seçip yüklediğinizde sonuç güzelce karşınıza gelecek. Yine de sağdaki sürgüde histogramla oynayarak ayarlayabilirsiniz.
-Sonra Photoshop’ta değişiklik yapacaksanız 32 bitlik bu fotoğrafı 16 bite düşürmek için aynı pencerede sağdaki bit ayarını kullanabilirsiniz.
-Diğer bir yol da Adobe Bridge’de bu pozları açıp “select all” dedikten sonra “Tools” menüsünden “Merge to HDR” seçmek.

Soru: Tek bir RAW formatlı fotoğraftan gerekli pozlamalar yapılarak HDR oluşturulamaz mı ?
Cevap:Oluşturulabilir hatta sadece bunun için çeşitli programlar geliştirilmiştir nitekim Photomatix de bunu gerçekleştirebilir ancak başlıca 2 sorunlu sonucu da kabul etmeniz gerekebilir.İlki oluşturulan HDR çalışmasındaki belirgin gren(noise)'lerdir.Yani fotoğraftaki kirlilik oldukça göze çarpar.Diğer bir sorun ise çekilen fotoğraftaki karanlık bölgenin pozlama telafi sırasında detay özürlülüğünden dolayı pikselleşmeye yol açması.Sonuç itibarı ile daha başarılı bir çalışma için en az 3 adet fotoğraftan HDR oluşturulmalıdır.

Kaynak : Netfotoğraf / Ömer Kılıç , Güneşin Tam İçinde / Süleyman Sönmez

HDR (High Dynamic Range)

Bir fotoğrafda karanlık yüzey ile aydınlık yüzey arasındaki ışık farkı o fotoğrafın Dinamik Kademesini belirler. SLR veya DSLR makinaların algılayabileceği ışık şiddeti belirli sınırlar içersindedir ve bu değerdeki fotoğraflar LDR ( Low Dynamic Range ) olarak adlandırılır. Son yıllarda yapılan araştırmalar ve geliştirmeler sonucunda fotoğrafın dinamik kademesi programsal yoldan artırılmıştır. Fotoğraf makinası ile kadrajımız içinde kalan ve farklı ışık değerleri olan bir karede hiçbirzaman dengeleme sağlayamayız. Işık veya gölge nekadar optimize edilsede LDR sınırları içinde kalacağı için istenen neticeyi vermeyecekdir. İşte bu noktada farklı ışık değerlerinin optimize edilmesi ve kadrajımız içinde kalan her noktanın (ister gölgede, ister ışıkta kalan yüzey ) patlama veya kararma yapmadan en iy şekilde algılanması için dinamik kadememizin yardımcı bir programla yükseltilerek işlenmesine HDR denir.
HDR fotoğrafta en önemli unsur mutlak hareketsizliktir. Yani HDR yapacağımız fotoğrafda hareket eden objeler olmamalıdır. Bir martı, bir vapur veya hareket eden insan HDR fotoğraf içine dahil edilmemelidir. Eğer illa dahil edilecekse fotoğrafdaki boyutu oldukça küçük olmalıki hareket unsuru algılanamasın. Rüzgarlı bir havada bir manzarayı HDR yapmak istersek, kadrajımızda rüzgarın etkisiyle sallanan bir ağaç dalları/yaprakları olmamalıdır. Buna karşılık gökyüzünde hareket eden bulutlar ile denizdeki dalgalar HDR ye ayrı bir güzellik katmaktadır. Buradaki hareketlenme farklı bir etki bırakmaktadır. Tarihi yapıların özellikle iç mekan çekimlerinde HDR çok büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Bu tür mekanlarda aydınlatma ya zayıf yada yoktur. Normal şartlarda iç dokuyu yansıtamayız. HDR ile her ayrıntı tek tek görünebilir hale getirilebilir. Tarihi bir kalıntıyı fotoğraflamak için binlerce kilometre gittiniz ve o kalıntı üzerine düşen ışık ters, işte bu noktadada imdadımıza HDR yetişmekte. Ters ışığa rağmen HDR ile tüm detayları alabiliriz.Dijital tüm fotoğraf makinalarıyla HDR yapabilirsiniz. İster kompakt ister DSLR, yeterki RAW veya JPEG çekim yapsın.
HDR için neler gereklidir ?
1) DFM ( dijital fotoğraf makinası )
2) Tripod
3) Kablo deklanşör veya uzaktan kumanda
4) Çekilen kareleri işlemek için program

Tüm profesyonel fotoğrafçılar ister gece ister gündüz çekim yapsın her şartta Tripod kullanırlar. Gün ışığında diyelim 4000 enstantane de Tripod'suz bit fotoğraf çektiniz.Eğer bu fotoğrafı internet ortamına boyutunu küçültüp atacaksanız sorun yok, ama büyütüp herhangi bir dergi veya afişte kullanacaksanız bu kadar yüksek bir enstantanede bile fotoğrafın nasıl titremiş olduğuns sahid olacaksınız. Aynı fotoğrafı tripod'lu ve tripod'suz çekin ve her ikisini %100 büyüterek netliğe bakın, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.Kaldıki HDR için peşpeşe 3 veya daha fazla kare çekilmesi gerektiği için, tripoduz bu kareleri eşlememiz çok çok zor hatta imkansızdır. Tripod'un olmasıda yeterli olmayıp kesinlikle deklanşör kablosu veya kablo kumanda ile çekimi gerçekleştirmeliyiz ki makina üzerindeki deklanşöre basma esnasındaki sarsıntıyı yansıtmayalım. DSLR kullanıcıları için bir tavsiyede pozlamayı Bracket ile yapmalarıdır.
HDR çekime başlamak için ilgili yazıyı siteden okuyabilirsiniz.

ISO/ASA (Hassasiyet)


Asa veya iso’dan filmlerin ışığa duyarlığı anlaşılır. ISO / ASA ışığa duyarlılık derecesini belirleyen standart ölçüm sistemleridir (ISO= International Standard Organization, ASA=Amerikan Standarts Association). Bunlar 25 asa ile 6400 asa arasında değişen standart film hızlarındaki filmlerden oluşur. Yüksek asa filmler ( 400 asa ve yukarısı) ışığa daha fazla duyarlıdır. Düşük asa filmler ışığa daha az duyarlıdır.iso/asa fotoğraf çekiminde bize yardımcı olan üçüncü temel aracımızdır. Bu ölçü sistemini nasıl kullanacağız veya bize ne faydası olacak? Öncelikle amacımızı hatırlayalım: Amacımız net anlaşılır bir görüntüyü filmimizin/ccd’mizin üzerine geçirmek. Bu amaca enstantene ve diyafram değerlerini oynayarak ulaşabileceğimiz bir önceki yazımızda öğrenmiştik. Öyle anlar olur ki enstantene ve diyaframla oynamak anlaşılır bir kare oluşturmak için bize yetmeyebilir. Örneğin ışığın az olduğu veya bol olduğu anlar gibi. Farzedin ki bir konser ortamındasınız veya yaşgünü partisinde pastanın getirilip ışığın kapatıldığını ve sadece mum ışığının ortamı aydınlattığı bir odadasınız. Diyaframı en geniş haline getirdiniz (ör. f 2.8) ve makine estantene değerini 1/30 veya daha düşük veriyor. Bu ortamda çekeceğiniz görüntü eğer tripod (üç ayak) kullanmıyorsanız, mutlaka titrek çıkacaktır. Veya tripod kullandınız, hareket eden insanlar ve nesneler (örn. mumların ışığı) kayar gibi gölgeli ve insanlar/nesneler silüet gibi çıkacaktır. Ne yapmalı? İşte bu noktada iso/asa devreye girmektedir. Diyelim ki makinenız 100 asa’da bir önceki değerleri gösteriyor (f 2.8, enstatene 1/30). Şimdi makineye 200 asa film koyduğunuzda/ veya digital makinenizi 200 asa’ya ayarladığınızda, 1 stop kazanmış olacaksınız. Ve aynı diyafram değerinde hızınız 1/30’dan 1/60 çıkacaktır. 400 asa film/veya digital makinenizle 400 asaya ayarladığınız da ilave 1 stop daha kazanacak ve enstantene bu sefer 1/60’dan 1/125’e çıkacaktır ki bu koşullarda tripodsuz da elde çekim yapmak imkan dahiline girecektir.Benzer şekilde çok parlak/ışık bir günde veya ışığın yoğun olduğu bir durumda ör. gün ortasında çekim yaparken lensin limitlerini zorlayarak diyaframı f.22’e getirmenize rağmen (diyaframı kısmak) yüksek hızlarda çekim yaptığınızı ve fotoğrafın yine fazla ışık aldığını fark ettiğinizde iso/asa ayarları size yardımcı olacaktır. Bu seferde ör. makine 200 asa ise 100 asa ve altına düşürmek (1 veya 2 stop azaltma) size daha doygun renkli ve parlamayan fotoğraflar sunabilecektir.Bazı makinelerde EV (exposure value) ayar butonları bulunmaktadır/veya menu içinde EV seçenekleri bulunmaktadır. Bu EV ayarı + veya – ilave pozlama sürelerini vermektedir. EV ayarı genellikle +3 ile -3 stop değerleri arasında bir skalada gösterilmektedir. Ve her bir uzaklık 1/3 EV ile artmakta veya azalmaktadır. Bunun anlamı 1 tam poz değerinin üçte biridir. EV’i ayarını nerede ve nasıl kullanacağız? EV ayarının kullanılma alanını iki kategoride değerlendirebiliriz: Birincisi makine algılamasını düzeltme, diğeri ise doğru pozlama değerini bulanabilmek için. Makine algılamasının düzeltilmesi konusunda en bariz örnek karlı bir ortamda makine değerlerine müdahaledir. Şöyle ki karlı bir ortamda makine otomatik olarak ortamın çok fazla ışıklı olduğunu bu yüzden eksik pozlama yapmasının gerektirdiğini hesaplayarak fotoğrafı çeker. Çekilen fotoğraf doğal olarak hafif kararmış şekilde çıkacaktır. Ama bu noktada fotoğrafı çeken makineye müdahale ederek daha fazla pozlama imkanı verirse ör. 1 stop (+ 1 EV) fazla pozlarsa, karın beyazlığını ön plana çıkarmış olacaktır. Doğru pozlamada ise makine pozometresi doğru değerleri okumasına rağmen biz verilen poz değerleri ile oluşan görüntüyü beğenmeyebiliriz ve müdahale etme ihtiyacı hissedebiliriz. Bunun için ise şu örnek verilebilir; gün ortasında çekim yapıyorsunuz, renkler çok çiğ (fazla parlamış) geliyor ise bu sefer poz değerini düşürerek (ör. – 1 EV) görüntüdeki nesnelerin parlaklığını/çiğliğini almış olacaksınız. Eğer bir çam ağacı çekiyorsanız soluk görüntü EV’yi düşürmekle daha doygun hale gelecek ve gözünüzün algıladığı çam ağacı renklerine kavuşacaksınız.

7.01.2009

Enstantane (Örtücü Hızı-Obturatör)


Fotoğraf makinesinin, saniyelerle ve saniyenin kesirleriyle işaretlenmiş bir kadranla kontrol edilen enstantane ayarı, diyafram açıklığı ile birlikte film üzerine ne kadar ışık düşeceğini belirler. Ama, daha da önemlisi, enstantane ayarı, hareketli ya da durağan konuların net ve keskin detaylı olarak mı yokse belli bir izlenimi ifade edercesine bulanık olarak mı kaydedileceğini belirler.
Obtüratör açıkken fotoğraf makinesinin hareket etmesiyle oluşabilecek istenmeyen titremelerden kaçınmak için, yeterince yüksek bir enstantane hızı kullanmalısınız.1 saniyeden daha hızlı pozlarda kullanılan 1EV büyüklüğündeki değerler şöyledir: Sayılara '1/' ekleyiniz (örnek: 15, 1/15 olmalı, yani saniyenin 15'de biri) 2, 4, 8, 15, 30, 60, 125, 250, 500, 1000, 2000, 4000, 8000.1 saniyenin üzerinde pozlamalar için, 2, 4, 8, 15, 30 saniye mevcuttur.Eğer, makinenizi bir tripod üstüne oturtursanız, makinenin titreme tehlikesi ortadan kalkacağından, saniyeler süren uzun enstantaneler kullanabilirsiniz. Buna karşın makineyi elinizde tutuyorsanız genel kural, hiç değilse objektifinizin odak uzaklığına denk bir enstantane seçmektir.Yani

Odak uzaklığı Enstantane hızı
50mm’lik objektif için 1/60 sn. ya da üstü
90-135mm’de 1/125 ya da üstü
250mm’de 1/250 ya da üstü enstantane kullanın.
Bu kuralın nedenlerinden biri objektiflerin uzunlaştıkça daha ağırlaşması, diğeri ise makinedeki en küçük harketin objektifin uç noktası uzaklaştıkça daha fazla kaymaya sebep olmasıdır.
Fotğrafını çektiğiniz hareketli bir konuyu yorumlamak için, enstantaneyi kullanabilirsiniz. Örneğin, koşan bir insanı çekerken, bütün ayrıntılarıyla “dondurulmuş” bir görüntü için 1/250 hatta 1/500 sn lik bir enstantane kullanılırsa çekim sırasında koşan insan figürü, objektifin görüş alanının bir ucundan diğer ucuna doğru çok hafif olarak hareket etmiş olacaktır. Sonuç: yine kesinlikle tanınabilir bir koşucudur; ama bu kez görüntü biraz bulanıktır ki, bu da hareket ve canlılık hissi yaratır.
Her zaman, enstantane ile diyafram açıklığını birlikte dikkate almak zorundasınız. Aynı örneği kullanarak 1/500 sn de doğru poz için pozometreniz f4 verdiyse, 1/60 sn’de f11 kullanmanız gerekecektir. Bu durumda netlik derinliği önemli ölçüde artacak belki de, dikkati dağıtan bir arka plan da netleşecektir.
Demek ki rakam büyüdükçe , açılıp kapanma hızı artacaktır. Makinayı B ( bulb ) konumuna alıp deklanşöre bastığınızda, siz parmağınızı deklanşörden kaldırıncaya kadar perde açık kalacaktır.Örtücüyü daha da iyi kavrayabilmek için makinanın kapağını açıp enstantane değerlerini değiştirerek, her defasında deklanşöre basıp perdenin ( örtücünün ) açılıp kapanmasını izleyebilirsiniz. Böylece örtücünün hareketini gözlerinizle izleyip, kalıcı bilgi edinmiş olacaksınız.Örtücü hızından, çıkartılması gereken ikinci ve en önemli sonuç da ; örtücü hızına bağlı olarak filmin uzun süreli ya da kısa sürekli pozlandığıdır. Yani , 1 / 2 sn. lik pozlama (diğer deyişle saniyenin yarısı kadar süreyle pozlama ), 1 /125 sn. lik pozlama süresinden ( saniyenin 125 te biri kadar süreyle pozlama ) çok daha fazladır. Bunların her biri arasındaki süre farkı bir stop ( bir durak ) fark olarak kabul edilir. Yani ; 1 / 2 sn. lik örtücü hızı ile ile 1 / 4 sn. lik örtücü hızı arasında bir stop fark vardır. Ya da 1 / 500 sn. ile 1 / 1000 sn. arasında bir stop fark vardır. Her biri arasında bir stop fark olduğuna göre birer tane atlandığında iki stop fark oluşacak, üçer tane atlandığında üç stop fark oluşacaktır. Örneğin ; 1/15 sn. lik örtücü hızı ile 1/60 sn.lik örtücü hızı arasında iki stop fark vardır. 1/60 sn. lik örtücü hızı ile 1/8 sn.lik örtücü hızı arasında üç stop fark vardır. 1 / 30 sn. lik örtücü hızı ile 1/1000 sn.lik örtücü hızı arasında dört stop fark vardır.Örtücü hızı irdelenirken öğrenilecek çok önemli bir başka nokta ise ; düşük örtücü hızı ( Örneğin; 1 / 2 , 1 / 4 ...gibi ) ile fotoğraf çekildiğinde, hızla hareket eden nesnelerin dondurulmuş görüntüleri elde edilemez. Varsayalım deniz kıyısında martıların fotoğraflarını çekiyorsunuz. Eğer düşük enstantane ( örtücü hızı ) ye aldıysanız makinanızı, martıların hareketleri filminizde izler yapar, fotoğrafta hareket - hız unsuru elde edersiniz. Yani hızla hareket eden kanatları net , belirgin ve dondurulmuş halde alınamaz. Ancak eğer, hareketi tam olarak dondurmak istiyorsanız, enstantanenizi 1/60 veya daha yüksek bir enstantaneye almalısınız. Bununla birlikte , hız - hareket etkisi almak, bazı fotoğraflarda çok güzel , çok etkili sonuçlara ulaşılmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle bazı fotoğraflardaki hız unsurunu, bilerek düşük enstantane kullanmak suretiyle belirginleştirebilirsiniz. Bir şelale fotoğrafını çekerken 1 / 15 gibi düşük enstantane ile ve 1 / 60 gibi bir enstantane ile ayrı ayrı çekin. Ya da yol kenarında hızla akıp giden otomobillerin fotoğrafını hem düşük enstantane ile hem de yüksek enstantane ile çekin. Hareket eden nesnelerin ( düşük enstantane kullanıldığında ) renkleri ve tonlarıyla çok etkili izler ve çizgiler yaptığını göreceksiniz. Ancak, düşük enstantane kullanıldığında makinanın hareket etmesi de söz konusudur. Düşük enstantane kullanırken makinanızı tripod' a takmanız isabetli olacaktır. Elinizdeki makine nefes alışlarınızdan, elinizin titremesinden, nabız atışlarınızdan etkilenecektir. Dolayısıyla enstantaneyi çok düşürdüğünüzde, çektiğiniz fotoğraflarda objelerin haraketinden daha çok, makinanın titremesinden kaynaklanan genel bir netsizlik oluşacaktır.

Diyafram (Işık Düzengeci)


Diyafram ayarları f sayısıyla belirtilir. Diyafram özü itibarı ile, objektif içinden geçen ışığın, ışık aralığını dolayısı ile netlik derinliğini ayarlamak için geliştirilmiştir. Çünkü resmin göze net gibi görünen kısmı, diyafram ile ayarlanan ışık aralığı ile belirlenir.Yani objektif bir göz gibi düşünülürse,diyafram da gözbebeği gibi düşünülebilir.Diyafram ayarı yalnız pozlama süresini değil, netlik derinliğini de etkiler.Objektifin odakladığı noktanın hem önünde hem arkasında keskin netliğe sahip bölgeye netlik derinliği denir. Bu bölgenin derinliği objektif türüne ve diyafram ayarına bağlıdır.Örneğin, geniş açılı objektiflerin bolca bir netlik derinliği vardır (netlik alanı) ve objektif açısı genişledikçe netlik derinliği artar. En geniş açılarda objektifin netlik ayarını yapmak pratik olarak gereksizdir: çünkü, geniş netlik derinliği çerçeve içindeki her şeyin net olmasını sağlar. Öte yandan, tele objektiflerin alan derinliği oldukça dardır. Bu objektifleri (ve teleobjektif zoomları) kullanırken, netlemeye çok dikkat etmek gerekir; çünkü bunlar çok fazla hata kaldırmaz.Objektif bileziği üzerinde bulunan ve ilk bakışta pek de simetrik görünmeyen ışık aralığı değerleri bir basamak şeklinde düzenlenmiştir. Basamak oluşturan değerlerden her biri, bir sonraki (ya da bir önceki) sayısal değerin tam iki katı ışık aralığına işaret eder. Buna göre, örneğin 8 sayısı ile belirlien ışık aralığı, 5.6 sayısı ile belirtilen ışık aralığının tam iki katı ışık geçmesini sağlayan bir ışık aralığıdır. Birçok makine üzerinden diyafram kontrol edilebildiği için bu makinelerde ara değerler de bulunmaktadır.Diyafram açıldıkça (f sayıları küçüldükçe) netlik derinliği azalır.Diyafram değerleri, 2.8, 4, 5.6, 8, 11, 16, 22, 32 olmak üzere gider. Farklı ara değerler de olabilir.

6.01.2009

Fotoğraf Makinasının Çalışma Prensibi

Fotoğraf, belgelenmek istenen objeden yansıyan ışığın duyarlı yüzey üstüne düşmesi ve duyar kat üstünde sabitlenmesi işidir. Fotoğraf makinesinde, belgelenmek istenen objeden yansıyan ışık; objektifte ulaşır ve odaklanır,sonra,hemen objektifin içinde bulunan ve adına diyafram denen diske ulaşır. Bu diskin amacı;gelen ışığın şiddetinin ayarlanabilmesidir. Bu işi ise ortasında bulunan ve kullanıcı tarafından ayarlanabilen bir delik sayesinde yapar. Objektifte toplanan ve odaklanan ışık diyaframdan geçerek örtücüye ulaşır. Örtücü perde çekim sırasında önceden seçilen bir süre boyunca açık kalarak, ışığın film üzerine düşmesini sağlar.

Kaynak : Vikipedi